Kolon Polipleri ve Kanser

Kalın bağırsak kanseri kadınlarda meme, erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türüdür. Pek çok diğer kanser türünde olduğu gibi bu hastalığın da nedeni bilinmez ama korunmada bazı önlemlerin etkili olduğu gösterilmiştir. Bunlar arasında diyette yağ ve et türlerinin azaltılması, bol sebze meyve tüketilmesi, kalsiyum alınması sayılabilir. Bunlar içinde özellikle et tüketiminin altını çizmek gerekir. Izgara gibi doğrudan sıcağa maruz kalarak pişirilen kırmızı et tüketiminin fazla olması kalın bağırsak kanseri için bilinen önemli risk faktörlerinden birisidir. Son yıllarda günlük aspirin kullanımının kolon kanserine karşı koruyucu rolü olduğuna dair araştırmalar yayınlanmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken aspirin kullanan kişinin mide sorununun olmaması ya da varsa önce bunun tedavi edilmesidir, aksi takdirde ciddi mide kanaması olayına yol açabilir. Kolesterol düşürmek için kullanılan “statin”lerin de son yıllarda kolon kanserindeki koruyucu etkisine dair araştırmalar yayınlanmaktadır.

Kalın bağırsak kanserinin başlıca belirtileri, dışkıda kanama, sebebi bilinmeyen kansızlık ve dışkılama düzeninde değişme yani kabızlık ya da ishal gelişmesidir. Ne var ki, bu belirtiler genellikle erken dönemde bulunmaz ancak ilerleyen dönemlerde ortaya çıkar. Halbuki hastalık erken saptanırsa tedavi sonuçları çok daha iyidir.

Bu nedenle erken tanı için tüm dünyada pek çok tarama programları uygulanır ve hastalığın daha polip evresindeyken bulunup tedavi edilmesi amaçlanır. Polipler kalın barsakta oluşan ve başlangıçta iyi huylu olan kitlelerdir ancak zaman içinde büyürler ve kansere dönüşürler.

Barsak kanserinin ve poliplerinin erken tanısı için tüm check-up programlarında dışkıda gizli kan testi uygulanır. Ayrıca 5-10 yıl gibi aralıklarla yapılan kolonoskopinin kanserden korunmada daha etkili bir yöntem olduğu ileri sürülmektedir. Bu işlemin en büyük avantajı kanserin öncül lezyonu olan poliplerin saptanması ve aynı anda yani kolonoskopi sırasında çıkarılabilmesidir.

Standard kolonoskopinin yanı sıra kalın bağırsak taramasında yeni yöntemler denenmektedir. Bunlardan birisi tomografi cihazıyla yapılan BT kolonografidir. Son yıllarda geliştirilen yeni yöntemlerden birisi de “kapsül kolonoskopi” dir. Bu yöntemle vitamin hapı büyüklüğünde bir kamera kapsül hastaya içirilir ve bu kapsülün algıladığı görüntü hastanın kemerine takılan bir cihazda kaydedilir. Bu kayıt daha sonra bilgisayarda izlenir. Kapsül vücutta 12 saat kadar kalır ve sonunda dışkı ile atılır. Bu sürede hastanın hastanede kalması gerekmez, evinde ya da işinde olabilir.

kanser ile ilgili görsel sonucu

Kapsül kamera ile ayrıca ince bağırsaklar da incelenebilir, bu yönteme de kapsül endoskopi adı verilir. Bu incelemede ise sebebi endoskopi ve kolonoskopide saptanamayan kronik gizli kanamalar, iltihabi bağırsak hastalıkları gibi ince bağırsak sorunların teşhisi yapılır.

Sonuç olarak kalın bağırsak kanserinden korunmak için et tüketimi azaltılmalı ve kalsiyumdan zengin beslenmeye özen gösterilmelidir. Ama hepsinden önemlisi düzenli kalın bağırsak taraması yaptırılması gereklidir.

Prof. Dr. Ethem Tankurt